• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Site Haritası
Prof. Dr. Menderes Coşkun - Makaleler 
Peygamber Duaları: Hz. Nuh'un Duaları

HZ. NUH’UN DUALARI

 

“Beni Yalanlamalarına Karşı Bana Yardım Et”

 

(Nuh dönemindeki inkarcılar şöyle dediler:) “Bizim için bu dünya hayatımızdan başka bir hayat yoktur.

اِنْ هِیَ اِلَّا حَیَاتُنَا الدُّنْیَا

“Ölürüz ve yaşarız. Biz asla tekrar diriltilmeyiz.” (37)

نَمُوتُ وَ نَحْیَا وَ مَا نَحْنُ بِمَبْعُوثٖینَ .

“O Nuh, Allah üzerinden yalan uyduran bir kişiden başkası değildir.”

اِنْ هُوَ اِلَّا رَجُلٌ افْتَرٰی عَلَی اللهِ كَذِبًا

“Biz ona inanacak insanlar değiliz! (38)

وَ مَا نَحْنُ لَهُ بِمُؤْمِنٖینَ.

(Nuh şöyle) dedi: “Rabbim, onların yalanladıkları şeylerle [Yani Senin vaat ettiğin, benim söylediğim, onların da inkar ettiği azapla?] bana yardım et.” (39)

قَالَ رَبِّ انْصُرْنٖی بِمَا كَذَّبُونِ.

Allah buyurdu: “Onlar, kısa bir zaman sonra mutlaka pişman olacaklar!” (40)

قَالَ عَمَّا قَلٖیلٍ لَیُصْبِحُنَّ نَادِمٖینَ.

Nitekim hak ettikleri üzere korkunç bir gürültü onları yakalayıverdi.

فَاَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ بِالْحَقِّ

Böylece onları süprüntü haline getirdik.

 فَجَعَلْنَاهُمْ غُـثَٓاءً

Helak olsun o zalimler topluluğu!

(Mü’minun 23/38-39-40-41, s. 343)

 فَبُعْداً لِلْقَوْمِ الظَّالِمٖينَ

 

Rabbi              ’nṣur-nî                       bi-mê kezzebû-ni

Rabbim            bana yardım et         beni yalanladıkları şeyle

Fe-bu‘den       li’l-gavmi ’z-zâlimîn

Helak olsun          o zalimler topluluğu

 

Tufan’da Şöyle Denildi: “Zalimler Helak Olsun”

 

Zalimler topluluğu helak olsun. (Hud 44, s. 225)

بُعْداً لِلْقَوْمِ الظَّالِمٖینَ

 

Bu‘den                                    li’l-ġavmi ’ẓ-ẓâlimîn

Helak olsun, uzak olsun           zalimler topluluğu

 

“Ey Rabbim Ben Mağlup Oldum, Yardım Et”

Bunlardan önce Nuh’un kavmi de (peygamberlerini) yalanlamıştı.

كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ

 O kulumuzu yalanladılar ve ona “mecnun” dediler, onun irşat görevini yapmasına engel oldular (9).

 فَـكَذَّبُوا عَبْدَنَا وَقَالُوا مَجْنُونٌ وَازْدُجِرَ

O da Rabb’ine şöyle seslendi: “Ben gerçekten mağlup oldum; bana yardım et/benim intikamımı al!” (10)

فَدَعَا رَبَّهُٓ اَنّٖی مَغْلُوبٌ فَانْتَصِرْ

Biz de bardaktan boşanırcasına yağan yağmurla semanın kapılarını açtık.

(Kamer 54/9-10-11, s. 528)

فَفَتَحْنَٓا اَبْوَابَ السَّمَٓاءِ بِمَٓاءٍ مُنْهَمِرٍ

 Rabbi            ennî                 mağlûbun        fe’nteṣır

Rabbim           şüphesiz ben   mağlubum       yardım et

 

“Ey Rabbim, Beni ve Beraberimdeki Müminleri Kurtar”

 

(İnkarcılar) şöyle dediler: “Ey Nuh, eğer (bu saçmalıklara) bir son vermezsen, kesinlikle taşlanacaksın.”

قَالُوا لَئِنْ لَمْ تَنْتَهِ یَا نُوحُ

لَتَكُونَنَّ مِنَ الْمَرْجُومٖینَ /

(Nuh şöyle) dedi: “Ey Rabbim, kavmim beni yalancılıkla itham etti.

قَالَ رَبِّ اِنَّ قَوْمٖی كَذَّبُونِ /

“Artık benimle onların arasını  ayır!

فَافْتَحْ بَیْنٖی وَ بَیْنَهُمْ فَتْحًا

“Beni ve benimle beraber olan müminleri kurtar!”

وَ نَجِّنٖی وَ مَنْ مَعِیَ مِنَ الْمُؤْمِنٖینَ /

Böylece onu ve onunla beraber o dopdolu gemide bulunanları kurtardık.

(Şu’ara 26/116-117-118-119, s. 371)

فَاَنْجَیْنَاهُ

وَ مَنْ مَعَهُ فِی الْفُلْكِ الْمَشْحُونِ /

 

Rabbi              inne                 ġavmî    kezzebû-ni            fe’fteḥ

Rabbim        muhakkak ki       kavmim  beni yalanladılar      aç, ayır

beynî               ve beyne-hüm              fetḥan

benim aramı    ve onların arasını        bir açma ile

Ve necci-nî      ve men me‘ıye                  mine ’l-mü’minîne

Ve beni kurtar      ve benim yanımdakileri    müminlerden

 

“Zalimlerin Dalaletlerini Artır”

 

Nuh şöyle dedi: “Rabbim, muhakkak ki onlar bana isyan ettiler.”

قَالَ نُوحٌ  رَبِّ اِنَّهُنَّ عَصَوْنٖی

Malı ve çocuğu kendisinin hüsranını artırmaktan başka bir işe yaramayan kişiye/kişilere tabi oldular (Nuh 71/21).

وَ اتَّبَعُوا مَنْ لَمْ یَزِدْهُ مَالُهُ وَ وَلَدُهُ اِلَّا خَسَارًا .

Çok büyük bir hile ile tuzaklar kurdular (22).

وَ مَكَرُوا مَكْرًا كُبَّارًا .

 Ve (insanlara) şöyle dediler: “Sakın ilahlarınızı terk etmeyin.

Vedd’i, Süvâ’’ı, Yeğûs’u, Ye’ûk’u ve Nesr’i bırakmayın.” (23)

وَقَالُوا لَا تَذَرُنَّ اٰلِهَتَكُمْ

 وَلَا تَذَرُنَّ وَداًّ وَلَا سُوَاعاً وَلَا يَغُوثَ وَيَعُوقَ وَ نَسْراً

Böylece birçok insanı dalalete düşürdüler/yoldan çıkardılar.

وَ قَدْ اَضَلُّوا كَثٖیرًا

(Rabbim) Sen de bu zalimlerin dalaletlerini artır!” (24)

وَ لَا تَزِدِ الظَّالِمِینَ اِلَّا ضَلَالًا  .

Bunlar, hatalarından dolayı suda boğuldular.

مِمَّا خَطٖٓيـَٔاتِهِمْ اُغْرِقُوا 

Ateşe atıldılar. Allah dışında kendilerine yardım edecek kimseler de bulamadılar.

(Nuh 71/25, s. 570).

فَاُدْخِلُوا نَاراً فَلَمْ يَجِدُوا لَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَنْصَاراً .

 

Ve lê tezidi      ’z-zâlimîne      illê                       dalâlen
Artırma                      zalimleri            ancak         yanlışlık, dalalet bakımından

 

 

Tufan Öncesi Yapılan Bir Dua: “Rabbim, Yeryüzünde Kafir Bırakma”, “Zalimleri Helak Et”

 

Nuh şöyle dedi: “Ey Rabbim, yeryüzünde kafirlerden hiçbir kimseyi bırakma!” (Nuh 71/26)

وَقَالَ نُوحٌ  رَبِّ لاَ تَذَرْ عَلَی الْاَرْضِ مِنَ الْكَافِرِینَ دَیَّاراً

Çünkü eğer sen onları bırakırsan, onlar senin kullarını saptırırlar.

اِنَّكَ اِنْ تَذَرْهُمْ يُضِلُّوا عِبَادَكَ 

Sadece ahlaksız ve kafir çocuklar doğururlar/yetiştirirler (27)

وَلَا يَلِدُٓوا اِلَّا فَاجِراً كَفَّاراً

Ey Rabbim, beni, anamı-babamı bağışla!

رَبِّ اغْفِرْ لٖی وَ لِوَالِدَیَّ

Ve mümin olarak evime girenleri (bağışla!)

وَ لِمَنْ دَخَلَ بَیْتٖی مُؤْمِنًا

Mümin erkekleri ve kadınları da (bağışla!)

وَ لِلْمُؤْمِنٖینَ و الْمُؤْمِنَاتِ

O zalimlerin ise helakını artır! (Nuh 71/28, s. 570)

وَ لَا تَزِدِ الظَّالِمِینَ اِلَّا تَبَارًا

 

Rabbi              ’ğfir lî             ve li-vêlideyye

Rabbim             bağışla beni     ve anne-babamı

ve li-men deḫale         beytî    mü’minen

Ve onlar ki girdi          evime mümin olarak

ve li’l-mü’minîne        ve’l-mü’minêti

ve mümin erkekleri     ve mümin kadınları

ve lê-tezidi      ’ẓ-ẓâlimîne      illê                tebêran

Ve artırma       zalimleri          ancak             hüsran bakımından

 

“Bilmediğim Şeyi Senden İstemekten Sana Sığınırım”

Hz. Nuh, oğlunun da gemiye binmesini ister. Allah, “O senin ehlinden değil” der ve hakka ve hakikate zulmeden insanlar için şefaatçi olmamasını söyler. Hz. Nuh bu isteğinden, bu konudaki cehaletinden dolayı tevbe eder (Bkz. Hud 45-46/225-226):

 

 Ey Rabbim sana sığınırım

 

hakkında bilgi sahibi olmadığım şeyi senden istemekten

رَبِّ اِنّٖى اَعُوذُ بِكَ

 اَنْ اَسْئَلَكَ مَا لَيْسَ لٖى بِهٖ عِلْمٌ

Eğer beni bağışlamazsan ve bana merhamet etmezsen,

وَ اِلَّا تَغْفِرْ لٖى وَتَرْحَمْنٖى

hüsrana uğrayanlardan olurum.” (Hûd 47/226).

اَكُنْ مِنَ الْخَاسِرٖينَ

Rabbi              innî                             e‘ûzü               bi-ke

Rabbim           muhakkak ki ben        sığınırım          sana

en es’ele-ke                 mê                   leyse lî bi-hî                            ‘ılmün   

senden istemekten       o şeyi ki      bende yoktur onunla ilgili             bir bilgi

ve illâ                       teğfir li                                   ve terham-nî

ve eğer                      beni bağışlamazsan               ve bana merhamet etmezsen

ekün                            mine ’l-hâsirîne

Olurum                       hüsrana uğrayanlardan                      

 

“Bizi Zalimlerden Kurtaran Allah’a Hamd Olsun, Rabbim Bizi Mübarek Bir Menzile İndir”

 

Sen ve beraberindekiler gemiye bindiğiniz zaman şöyle deyin:

فَاِذَا اسْتَوَيْتَ اَنْتَ وَمَنْ مَعَكَ عَلَى الْفُلْكِ  فَقُلِ

 

“Allah’a hamd olsun ki O, bizi zalimler topluluğundan kurtardı (23/28).

الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذٖی نَجّٰینَا مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمٖینَ

Ve de ki: “Rabbim, bizi mübarek bir yere (menzile) indir.

. وَقُلْ رَبّٖی اَنْزِلْنٖی مُنْزَلاً مُبَارَكًا

Şüphesiz Sen münzillerin (menzil tayin edenlerin) hayırlı olanısın.”  (Mü’minun 23/29, s. 343)

وَ اَنْتَ خَیْرُ الْمُنْزِلٖینَ

 

El-hamdü li’llêhi         ’llezî neccê-nê                mine ’l-gavmi ’z-zâlimîne

Hamd Allah içindir     O ki bizi kurtardı                  zalimler topluluğundan

Ve gul                         rabbî               enzil-nî            münzelen mübêraken

Ve şöyle de:                Rabbim           beni indir         mübarek bir yere

Ve ente    hayru ’l-münzilîne

Sen          menzil tayin edenlerin hayırlı olanısın

  
3104 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın